Gelişen piyasalar yatırımcıların hem zihinlerinde hem de portföylerinde dikkat çekici bir geri dönüş yapıyor. 2025’teki olağanüstü performansın (+%34) ardından, iShares MSCI Emerging Markets Endeksi 2026’nın ilk altı haftasında neredeyse %12 artışla ivmesini daha da hızlandırıyor. Bu yeniden canlanma çeşitli faktörlere bağlanabilir ve önümüzde parlak bir gelecek olduğuna inanıyoruz.

İlk olarak, yatırımcılar pozisyonlarını ABD dışına çeşitlendiriyor. Burada jeopolitik argüman tümüyle devrede. Geçen yıl Trump yönetiminin ticaret savaşındaki ani geri adımları, Amerika’nın yatırım destinasyonu olarak önceliğine dair birçok soruyu gündeme getirmişti. Son haftalarda Grönland etrafındaki aşırı gerilimler ve Trump yönetiminin Fed üzerindeki baskısı güvensizliği daha da artırdı. Ekonomik açıdan bakıldığında, gelişen piyasalardaki büyüme umut verici görünüyor; IMF, 2026 için %4,0 GSYH büyümesi öngörürken, gelişmiş ekonomilerde bu oran yalnızca %1,6.

A new cycle begins for emerging countries

Dolar, bu uluslararası yeniden tahsislerin doğal aktarım mekanizmasıdır. Tarihsel olarak, doların değer kaybı gelişen piyasalar için güçlü bir itici güç olmuştur. Bu nedenle, doların düşüş döngüleri gelişmekte olan ekonomilerin ABD’ye kıyasla daha iyi performans göstermesiyle eş anlamlıdır. Son gelişen piyasa “süper döngüsü”, 21. yüzyılın ilk on yılında, dot-com balonunun patlaması ile Büyük Resesyon arasındaki dönemde yaşanmıştı.

Bunu, hisse senedi piyasalarında Amerikan hegemonyası dönemi izledi; GAFAM (Google, Apple, Facebook, Amazon ve Microsoft) gibi büyük teknoloji şirketlerinin yükselişiyle şekillenen bu süreçte, ABD küresel sermayeyi kendine çekti ve dolar 2011’den 2024’e kadar kayda değer biçimde güçlendi. Ancak Donald Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşü ve ABD hükümetinin çok kutuplu bir dünya ihtiyacını kabul etmesiyle birlikte, dünyanın rezerv para birimi cazibesini yitirdi ve gelişen piyasalar bundan fayda sağlıyor.

A weaker dollar: a decisive support

Peki, şu anda şekillenmekte olan gelişen döngüde nasıl yol almalıyız? Bu doğası gereği karmaşık gerçeği basitleştirmek için üç boyutlu bir çerçeve benimsiyoruz. İlk olarak, bu ülkeler için kritik faktör makroekonomik dinamiklerdir; Hindistan gibi kıtasal ülkeler için yerel, Vietnam gibi ihracata dayalı ekonomiler için ise küresel dinamikler öne çıkıyor.

İkinci olarak, teknoloji sektörü merkezi bir konuma geldi. iShares MSCI Emerging Markets gibi endekslerdeki en büyük şirketler bu segmente ait: TSMC, Samsung ve SK Hynix. İlki Tayvanlı yarı iletken devi, diğer ikisi ise Koreli olup bellek teknolojilerini domine eden küresel oligopolün parçasıdır.

Son olarak, emtia fiyatları Latin Amerika, Orta Doğu ve Afrika gibi birçok coğrafi bölge için belirleyici rol oynuyor. Elbette, Çin (ekonomik ve teknolojik hassasiyet arasında) veya Brezilya (ekonomi/ham madde) gibi birçok ülke bu üç faktörün kesişim noktasında yer alıyor.