Özellikle Asya hisse senetlerinde zorlu seyreden piyasa koşullarına rağmen, Tayvan ve Güney Kore hisse senedi piyasalarının merkezinde yer alan yarı iletken ve bellek sektörlerinin görünümüne ilişkin yapıcı duruşumuzu koruyoruz. Her iki piyasa da son haftalarda sert bir düzeltme yaşadı. Bu düzeltmenin arkasında yapay zekâ yatırımlarının kârlılığına ilişkin endişeler bulunuyor. ABD ara seçimlerinde Demokratların zaferinin ardından oluşan siyasi belirsizlik de bu endişeleri derinleştirdi. Bu endişeleri kabul etmekle birlikte, şu aşamada yatırım tezimizi temelden zayıflattıklarını düşünmüyoruz.
İlk konuda kanaatimiz değişmedi. Piyasanın hyperscaler'ların bilançolarına tepkisi, özellikle Alphabet ve Amazon için oldukça sert oldu. Google’ın arama işindeki ve Amazon’un reklam segmentindeki hayal kırıklıkları yatırımcıların dikkatini büyük ölçüde üzerine çekti. Bu durum, yapay zekâ gelişiminin merkezinde yer alan bulut işlerinin çok daha güçlü görünümünü gölgede bıraktı (Alphabet’te beklenen %89'a karşılık yıllık bazda %103, Amazon’da ise beklenen %38'e karşılık %39 büyüme).
Kabul etmek gerekir ki bu rakamlar, yapay zekâ yatırımlarının kârlılığına ilişkin tüm soruları yanıtlamıyor. Nihayetinde büyük teknoloji şirketlerinin altyapı harcamalarını gelire dönüştürebildiklerini ve tatmin edici getiriler elde edebildiklerini kanıtlamaları gerekecek. Bununla birlikte bu rakamlar, işlem gücüne yönelik olağanüstü güçlü bir talebe işaret ediyor. Bu talebin karşılanması, giderek daha güçlü işlemciler ve artan hacimlerde yüksek performanslı bellek gerektiriyor. Bunlar tam da Tayvanlı ve Güney Koreli şirketlerin stratejik konumlara sahip olduğu segmentler. Bu nedenle, temposu dalgalansa da yatırım döngüsünün sağlam kalacağını ve Asyalı teknoloji üreticilerini desteklemeyi sürdüreceğini düşünüyoruz.
İkinci endişe, ara seçimlerin siyasi etkileriyle ilgili. Demokratların kesin zaferi, yapay zekâ altyapısına, özellikle de veri merkezlerine yönelik düzenlemelerin sıkılaştırılacağı yönündeki korkuları yeniden canlandırdı. Ancak bu altyapının gelişimini önemli ölçüde kısıtlayabilecek federal bir yasal düzenleme olasılığını düşük görüyoruz. Donald Trump, Ocak 2029'a kadar başkanlık veto yetkisini elinde tutacak. Bu da Demokratların hareket alanını önemli ölçüde sınırlıyor.
Eyalet ve yerel düzeyde ise özellikle inşaat izinleri ve enerji arzı konusunda daha sıkı düzenlemeler gündeme gelebilir. Bununla birlikte, Amerikalı seçmenlerin öncelikleri göz önüne alındığında bu riskin doğru bir perspektife oturtulması gerektiğini düşünüyoruz. Goldman Sachs’ın aktardığı bir Harris Poll anketine göre, seçmenlerin %36'sı seçimler öncesinde en acil sorun olarak hayat pahalılığı ve enflasyonu gösterdi. Yapay zekâyı belirtenlerin oranı ise yalnızca %2'de kaldı. Başka bir deyişle, yapay zekâ düzenlemesi geniş kamuoyu tartışmasında görece marjinal bir konu olmayı sürdürüyor. Bu durum, belirli projelere yönelik yerel muhalefet olasılığını dışlamıyor; özellikle enerji ihtiyaçları elektrik faturaları üzerinde yukarı yönlü baskı yaratabilecek projelerde böyle bir muhalefet görülebilir. Ancak bunun, genel yatırım döngüsünü raydan çıkaracak kadar şiddetli bir düzenleyici tepkiye dönüşeceğini öngörmekte zorlanıyoruz.
Genel olarak, son düzeltmenin temel göstergelerde gerçek bir bozulmayı değil, piyasa beklentilerinin ve algılanan risklerin yeniden değerlendirilmesini yansıttığını düşünüyoruz. Oynaklık kısa vadede sürebilir. Ancak bu durum, Tayvan ve Güney Kore’deki yarı iletken ve bellek sektörlerine yönelik yapıcı görünümümüzü değiştirmiyor.
Profesyonel alan, İsviçre Finansal Hizmetler Yasası (FinSA) kapsamında yalnızca profesyonel ve kurumsal yatırımcılara ayrılmıştır. Giriş yapılması gerekir. İçerik sadece İngilizce olarak sunulmaktadır.



